Son Dakika:

  Künye  
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

FINDIKLA KALKINMA OLMAZ...

Edip SEVİNÇ in, Bölgemizin kalkınması ve Fındık Piyasası ile ilgili olarak Taka Gazetesinde yayımlanan röportajını sunuyoruz.

Kategori  Kategori : Ekonomik Değerimiz:Fındık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 126
Tarih  Tarih : 04 Şubat 2010, 03:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

FINDIKLA KALKINMA OLMAZ...

Fındığın en büyük ihracatçılarından birisi olan Edip SEVİNÇ’in, Bölgemizin kalkınması ve Fındık Piyasası ile ilgili olarak Taka Gazetesinde yayımlanan röportajını sunuyoruz.

Bölgenin en büyük ihracatçılarından biri olan Edip SEVİNÇ, 2010 yılında fındık sektörü ve Karadeniz bölgesinin gelişimiyle ilgili TAKA gazetesi yazı işleri müdürü Muharrem MERMERTAŞ’ın sorularını yanıtladı.

/th_fındıkk.jpg
 
Yanlış Destek, Yanlış Sonuç
 

TAKA: Mevcut durumdan ne üretici ne ihracatçı memnun. Fındıkta strateji nasıl olmalı?

Edip Sevinç:  Bugüne kadar izlenen ürünü destekleme politikaları, fındık üretilen alanların sürekli artmasına neden oldu. Bunu sadece Türkiye için değil, dış dünya için de  söyleyebiliriz. Size tek bir ülkeden örnek vereyim; 1995 yılında 1500 hektar alanda fındık üretilen Azerbaycan’da bu rakam 2007 yılında 17 bin 500 hektara ulaştı. Yani her yıl katlanarak arttı.

Dünyada fındık arzı sürekli artarken, talep aynı hızla yükselmiyor. Bu bir kısır döngü. Yüksek fiyatlar hem ülke içi, hem de ülke dışı fındık ekimini hızlandırıyor. Türkiye’de arz arttığı için, fındık alımı için kullanılan kaynak da artmak zorunda kalıyor. Rekoltenin iyi olduğu yıllarda neredeyse 900 bin ton fındık üretiliyor. Zaten kendi mali sıkıntıları nedeniyle yorgun düşmüş bir devletin her yıl fındığa büyük kaynak ayırması giderek zorlaşıyor. Buna rağmen, devletin fındık için ayırdığı kaynak kimsenin yüzünü güldürmüyor. Mesele de burada düğümleniyor zaten. 

/th_FINDIKSTRATEJİ.jpg
 
TAKA: Bu düğüm nasıl çözülecek?

Edip Sevinç:  Sosyal devlet, üreticisini de mağdur etmeyen devlettir. Evet bu doğrudur. Devlet sosyal politikalar çerçevesinde üreticisini desteklemelidir, bunun için kaynak ayırmalıdır. Ancak ayrılan kaynak, hem yüz güldürmeli, hem de yeni kaynaklar yaratmalıdır. Meselenin özü şu; devlet ürünü değil, üreticiyi desteklemeli. Ürünü desteklerseniz, kısır döngüden çıkamazsınız. Uzun vadede üreticiyi zora sokmuş olursunuz.

Çünkü devlet, her yıl başka bölgelerden topladığı vergilerden oluşan kaynağı, sürekli fındık üreticisine aktaramaz. Bu uzun vadede sürdürülebilir bir durum değildir. Karadeniz’e ayrılacak kaynaklar, bölgenin kalkınmasını teşvik eden, yeni motivasyonlar yaratan bir özelliğe sahip olmalı, bölgenin gelişme ve ilerlemesine katkı sağlamalıdır. Bugüne kadar izlenen politikalardan kim kazandı? Ne Karadenizli üretici, ne kaynak peşinde koşan bölge siyasetçisi, ne tüccar, ne ihracatçı… Bölge kalkındı mı, üretici refaha kavuştu mu, halk refaha erdi mi?

/th_fındıkçı.jpg
 
TAKA: Peki ne yapmalı?
 

Edip Sevinç:  Üretici bir canlı, bir insan, bir yurttaş, onun kaderi tabii ki  piyasaya terk edilmemeli. Yani serbest piyasada üretici değil, ürün işlem görmeli. Üreticiyi desteklemek, onun kaderiyle ilgili olmak, sosyal devletin ve bir millet olmanın gereğidir. Onun kaderini bir ürün gibi piyasaya terk edemeyiz. Eğer arz ve talebin büyük buluşmasına, eğer piyasanın eninde sonunda doğru fiyatı oluşturacağına inanıyorsak tabi. Eğer piyasanın orta ve uzun vadede refah getireceğine inanıyorsak, kısa vadede bedel ödemeyi de göze almalıyız. Bir canlı olarak üreticinin değil ama, bir ürün olarak fındığın kaderini piyasaya terk etmek zorundayız.

/th_fınndikk.jpg
 
Bir ürün olarak fındığın fiyatının serbest piyasada belirlenmesi sürecini devam ettirirsek, ne olur?
 

1. Üreticiniz mağdur olmaz.

2. Üretici sadece fındık üretiminde ısrar etmek yerine, başka ürün arayışlarına girer.

3. Bu arayışında, talebi ve fiyatı en iyi olan ürünü seçer.

4. Fındık üretimi ve arz azalır. Fındık fiyatı yükselerek istikrarlı bir denge oluşturur.

5. Bu döngü en fazla 5 yıl sürer ve işler rayına oturur.

6. 5 yıl içinde devlet bu işten tamamen elini çeker.

7. Fındık için ayırdığı kaynakları daha verimli alanlara ve işlere yönlendirir.

8.Bölge kalkınması orta ve uzun vadede hız kazanır.

/th_fındıkürünü.jpg
 
TAKA: Bu beş yıl içinde üreticiye ne olacak?
 

Edip Sevinç:  Üretici alan bazlı destek politikaları ile desteklenecek ve mağdur edilmeyecek. Fındık dikimi değil, fındık sökümü desteklenecek,  alternatif ürün ekimi teşvik edilecek. Karadeniz fındık üreticisi her yıl devletin eline bakmaktan kurtulacak. Doğru akıl diyor ki; Karadeniz Bölgesi fındığa mahkum edilemez?  Neden mi? Çünkü yılda 1 milyon ton fındık üretsek, sonra da tüm dünyaya kıtır kıtır fındık yedirsek ve bu sayede fındığımızı her yıl kilosu 5 dolardan satsak ne olacak?  “Bu iş çok güzelmiş, fındık bizde de yetişiyor, 80 sente mısır satmak yerine biz de fındık dikelim, biz de fındık satalım” düşüncesiyle rakip ülkeler fındık ekip bize rakip olacaklar.

Hayali olarak diyelim ki, Birleşmiş Milletler’e karar aldırdık ve rakip ülkelerin fındık üretimini de yasakladık,  ne olurdu ki? Karadeniz Bölgesi fındıktan senede 5 milyar dolar para kazanırdı. Bu hayali senaryo gerçekleşse dahi Karadeniz insanı ihya olur mu? 5 milyar dolar = kalkınmış müreffeh bir Karadeniz demek midir? Koca Karadeniz 5 milyar dolarla geçinemez. 5 milyar dolar Karadeniz’in umudu olmaz. Türkiye’de 2008 yılında tek bir büyük şirketimizin yıllık cirosu 6,5 milyar dolardı. Öyleyse fındık Karadeniz’de yaşayan 5 milyonu aşkın insanın umudu olamaz.

/th_FINDIKPAZARA.jpg
 
TAKA: Alternatif tarım ürünleri bu bölgede yetiştirilebilir mi?
 

Edip Sevinç:  Tek bir ürüne dayalı tarım politikaları emperyalist sömürgecilik döneminin sömürge ülkelere dayattığı politikalardır. Bu dayatmaya mahkum olmuş hiçbir ülkenin yüzü gülmemiş ve kalkınmamıştır. Bu nedenle tarımsal üretim tekeli sanıldığı gibi iyi bir özellik değildir.

Fındık, petrol gibi limitli rezervleri belli bir emtia değildir. Uygun iklim koşularında 5 sene içinde yetişir, yüksek fiyat tüketimi azaltır, rakipleri çoğaltır. Bu nedenle kimsenin kendisini biz bu işte tekeliz diyerek, piyasadan daha büyük ve daha uyanık zannetmemesinde derin fayda vardır.

Gelişmiş ülkeler, tek tip ürüne ticari bağımlılık yerine “ekolojik tamlık” ve “kendi kendine yeterlilik” çağına çoktan geçtiler. Bizim; “her yer fındık olsun, kasalar parayla dolsun” felsefesinden hemen vazgeçmemizde büyük fayda var. Bundan vazgeçmenin dinamiği birazda sizlerde saklı. Bu mesele konusundaki tartışmanın, hamaset sığlığından kurtulmanın yolu sizin doğru bilincin gelişmesine ve doğru çözümün hayata geçmesine destek vermenizden geçiyor. Hepimizin tarih karşısında sorumlulukları var.

/th_fındıkziraat.jpg
 
Girişimcilik Ruhunu Ortaya Çıkaracağız
 

TAKA: Karadeniz Gelişim Akademisi’nin (KGA), misyonu nedir. Çoğu insan Fındık Tanıtım Grubu (FTG) ile KGA arasındaki bağı kuramıyor?

Edip Sevinç:  Karadeniz Gelişim Akademisi’nin misyonu bölgedeki girişim sermayesinin gelişimine katkıda bulunmak ve bölgenin kalkınma ve gelişme süreçlerine bulunduğu yerden destek olmaktır. Bildiğiniz üzere girişim sermayesi insan, bilgi ve finansman olmak üzere üç temel kısımdan oluşuyor. KGA, işin insan ve bilgi bacakları ile ilgilidir. Çünkü insan ve bilginin oluştuğu yere finansman bir şekilde gelir. KGA’nın vazgeçilmez üç temel ilkesi var:

Birinci ilkemiz ‘tam ve kesintisiz işbirliğidir’. KGA, kendi alanında yalnız değildir. Bölgemizde aynı işle başka açılardan ilgilenen bir çok kurum ve kuruluşumuz var. Başta Sayın valilerimiz olmak üzere bölge ticaret ve sanayi odalarımızla, Belediyelerimiz ve üniversitelerimizle yapacağımız işler için “biz de varız” diyen herkesle ve siz değerli yerel medyamızla tam bir işbirliği içinde olacağız. İkinci ilkemiz, ‘interaktif olmaktır’. KGA, kelimenin tam anlamı ile interaktif  bir bilgi platformudur. Biz bilgi seviyesinde kimin ne ihtiyacı varsa onu kendisinden dinleyecek ve ihtiyaca uygun olan bilgiyi taşıyacağız. Bu çerçevede KGA ekibi her ildeki mevcut girişimcilerimizin büyük bölümünü yerinde ziyaret ediyor ve ihtiyaçları yerinde öğreniyor.

KGA, yukardan aşağı değil, “aşağıdan yukarı hareket eden”, öğreten-öğrenen ilişkisi yerine “birlikte öğrenmek” fiilini koyan interaktif bir yapı olacaktır. Üçüncü ilkemiz ise ‘ölçülebilir olmaktır’. KGA, tüm faaliyetlerinin doğru yönde gidip gitmediğini, kendi niyetlerinden değil yaptığı işin sonuçlarında ölçen bir yapıya kavuşacak. Bu nokta bizim için çok önemlidir. KGA da ülkemiz ve bölgemiz için çalışacak kuşkusuz ancak tüm faaliyetlerini amaç sonuç ilişkisi içinde ölçecek ve performansını bu açıdan gözden geçirecek. Bu çerçevede ölçülebilirlik temelinde geliştirilmiş her türlü eleştiri ve katkıya açıktır.

/th_fiskobir4.jpg
 
TAKA: Fındık ürecileri açısından bakıldığında ihracatçının bir emperyalist işbirlikçi olarak düşünüldüğünü veya bazı kesimlerin böyle yansıttığını görüyoruz. Bu konuda neler söylemek gerekir?
 

Edip Sevinç:  Biz kısır çekişme ve kısır söylemler yenire, bir olmaktan yanayız. Şunu söylemek gerekir ki ihracatçı, tüccar, üretici, hepimiz aynı gemideyiz. Gemi battığında, ne üretici kalır ayakta, ne de ihracatçı. Bizi kamplaşma değil, birleşme güçlendirir. Dengeli, adil, üreticinin mağdur edilmediği bir serbest piyasanın oluşması gerekiyor. Fındığın fiyatı ile olan kişisel-ticari ilişkimiz aklımızı, inançlarımızı, ilkelerimizi değiştirmez. Bugün rekolte azlığında fındık fiyatları kimsenin beklemediği düzeyde yükseldi. İhracatçılar olarak fiyattan değil, fiyatın yükseleceği beklentisi ile oluşan belirsizlik koşullarında ihraç edecek mal bulamamaktan ve dünya fındık tüketiminin ülkemiz aleyhine gelişmesinden endişeliyiz.

/th_fiskobir3.jpg
 
TAKA: Yeni tarım rejimi çerçevesinde geçtiğimiz fındık sezonunda devlet alım yapmadı. Fındığın fiyatının artık serbest piyasada belirlendiği yeni bir döneme girdik. Bu yeni süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

Edip Sevinç:  Biz her zaman üreticinin de mağdur olmayacağı, ürün yerine üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledik. Piyasa sisteminin ilk yılı olması sebebiyle bazı zorluklar yaşandı. Ancak genel itibarıyla fındık fiyatının, rekolte azlığı ve devletin üreticiyi desteklemesi sebebiyle yüksek olduğu, söylenebilir. Bu yeni süreç 5 yıl uygulandığında sorunlar tamamen ortadan kalkacak ve hiç kimsenin mağdur olmadığı rekabetçi bir fiyat ortaya çıkacaktır.

/th_fındıkçım1.jpg
 
Tabi bu arada bazı yıllar rekolte fazla olabilir. O zaman da piyasa ürünün arzı ve talebi ile dengelenecektir. Aksi takdirde İtalya, İspanya, Gürcistan, Azerbaycan gibi ülkeler fiyatın yüksek olması sebebiyle her yıl daha fazla fındık ekecek ve bizim yüksek tuttuğumuz fiyat sayesinde kar sağlayacaklar. Şunu da unutmamak gerekir. Karadeniz’deki fındık ağaçlarının büyük kısmı yaşlı, o yüzden verim çok fazla değil. Ama bir Azerbaycan, Gürcistan yeni dikim yaptıkları için çok daha fazla verim alabiliyorlar. Yani fiyatın yüksekliği daha çok onlara yarıyor.

(Bu haber www.takagazete.com sitesinden alınmış olup, haberin devamı  ve bölgemizle ilgili güncel haberler için ziyaret etmeniz tavsiye olunur.)

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

Ekonomik Değerimiz:Fındık

En Çok Okunan Haberler

NE GÜNLERDİ YAŞANILANLAR30 Ağustos 2010

ANKET

KÖY DERESİNİN TEMİZLİĞİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?





Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi