| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
BUGÜN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ...
Gününüz kutlu olsun yüreğimizde yaşatıp, baştacı yaptığımız sevgi dolu eş yanımız.
BUGÜN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ... Ey Karadenizin cefasını çeken, yüreği vefalı kadınlarımız. Hoyrat sevdalarıyla dillerde türkü olmuş yiğit kadınlarımız. Analarımız, bacılarımız, aşklarımız, eşlerimiz ve kemençe ezgilerine türkü olmuş sevdalarımız. Ne yapsak ödenmez size olan borcumuz. O koca yüreğinizde her zaman yer buluruz da kendimize, o koca sevdalıkları yaşarız da seninle...Bir türlü kadrin kıymetin bilmeyiz. Bilemeyiz. Sadece yılın bir gününü sana adamak mümkün mü ki, sen bize ömrünü adamışken. Ne kadar acz içindeyiz oysa.Bütün yaptığımız kendi tutarsızlığımız. Sen her zaman en iyisini hak ederken böyle sade bir günle sana kadir kıymet vermek. Olacak şey değil ama bırak yine de kutlayalım, analım seni. Gününüz kutlu olsun yüreğimizde yaşatıp, baştacı yaptığımız sevgi dolu eş yanımız. KADINLARIMIZ Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında ve ayakları altından akan toprak, toprak, ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı, aynı yorgun alışkanlık içindeydiler. Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu. Ve ayın altında kağnılar yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru. Nazım Hikmet
|
|
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||