| |||||||||||||||
| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
KÖYDE RAMAZAN
KÖYDE RAMAZAN Ramazan gelmeden önce bir telaş sarardı evleri eskilerde.Her hanenin bahçesinden yükselen dumana bakıldığında kimlerin o gün çörek açtığına şahit olunurdu. İster istemez ayaklar o yöne çekerdi elbet. Maksat muhabbet olsun tereyağlı çöreklerle mideler dolsun du amaç. Bir gün çörek ertesi gün makarna kesilirdi. Kar beyazı sofra bezlerinin üzerine kuruması için serilen makarna ve çöreklerin bekçiliği de bize düşerdi nedense. Bekçilik yapılırda hak almadan olur mu? Gizlice naylon torbalar dolardı kedi yavrularının istihkakı için. Yamyamlar hazırlanırdı gece teravih için. Gazlar kontrol edilip eski çaputlar şişenin ağzına iyice yerleştirilirdi .Oruca ilk kalkma ilk teravih derken büyük bir heyecanla beklenirdi iftar. İlyas hocanın atacağı top meraklıları için önemliydi. Top öttü diye yükselen sesler kimlere ne mesaj verirdi anlamazdık çocuk yüreğimizde..Elektrik yoktu seksen öncesinin ramazanlarında. Zifiri karanlıkları camlı ışıklar aydınlatırdı on kişinin diz çöktüğü iftar sofralarında. Mevlitler olurdu mübarek ayın hayrından yararlanmak maksatlı. Çorbalar, etli yemekler ,su börekleri, süpürge tatlıları ve helvalar. Evde mevlide iştirak edemeyenler unutulmazdı hiçbir vakit. Kabak yaprağına konulan helva naylon torbaya sıkıca bağlanır gelemeyen kişiye gönderilirdi.İlyas hocanın yanık sesinden ziyade elinde taşıdığı fenerine hastaydık biz.Herkes yemeğe başlasa da şu fener nasıl bir şeymiş bir karıştırsak muhabbeti koyulaşırdı birkaç hızanın bir araya geldiği toplantımızda. Yemekler yenir Allah kabul etsin ,ölülerinize rahmet olsun faslıyla mevlit evinden çıkmalar başlardı yavaş yavaş. En sevdiğim bölüm burasıydı hep. Karışan lastikler, “benim lastiğim Trabzon lastiğiydi, lastikçi Selami'den aldii dim” söyleşileri. Nerden bileceklerdi sakladığımı yada tezgahın altına fırlattığımı. Hengameyi o günlerde de sever mişiz demek. Mevlitten gidenleri ateş böcekleriyle uğurlardık. Ne kadar paltan kurbağa varsa eşikte, Enver emim cebine atardı hepsini, ürpermemize rağmen nasılda hoşumuza giderdi. Arefe günleri evde yemekler pişerdi bütün gün bayram hazırlıkları son haddesine dek sürerken nerde ne yapacağımızı planlardık bizde. Ve gelir çatardı bayram. Gece uyumazdık , köyü izlerdik sabaha kadar. Eline yamyamını alan Bekirli mahallesinin yolunu tutardı. Bayram namazının bittiğini birbiri ardına atılan silahlardan bilirdik. Millet camiden çıktı sofraları hazırlayın derdi babaannem. Sanki çatışma çıkmışçasına dakikalarca susmayan silah sesleri. Gönlümüz coşardı. Ait olduğumuz kültürü bir başka severdik. Ve ilk bayramlaşmalar , hanemiz dolar taşardı, yılmadan usanmadan sofra kurulurdu her gelene çoluk çocuk demeden. Harmandaki dut ağacı salıncak yeriydi.Organizeyi rahmetli hocu gızı ederdi hep. Talimat kuvvetliydi. Ufak uşaklar çok hızlı sallanmayacak. Hevesimiz geçince sallanmaktan büyüklerimizin elini tutup mezar ziyaretlerine başlardık. Alu gıranı yokuşun ardında kalmış olsa da başka bir duygu verirdi kimliğimize. Anlattırırdık durmadan, ağaçtan düşerek vefat eden Ali abi'nin mezarına çiçekler koyar dualar ederdik. Şimdilerde hasretliğini çektiğimiz o günleri kaybettiklerimizin yanına hapsederek kalın sağlıcakla dedik. Bolat’tan esen rüzgarın serinliğiyle her birine gözlerimizi kısarak derin bir iç çekişle masum selamlar gönderdik. Geri gelmeyecek güzellikler varsın hayallerde yaşasın artık. Fatma Gülşen
Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır. Fatma Kulak Gülşen
[ 28 Temmuz 2010, 18:52 ]
Sen sağol Yüksel gardaşım, hayali cihan değen yıllardı....
yüksel kulak
[ 27 Temmuz 2010, 09:19 ]
Bizi çocukluğumuza götürdün Fatma abla,yamyam çok acaibime giderdi anlayamazdım ,ikide birde sönmeye yüztutardı dedemlere (Çolak Hasan)giderken ama yinede hoşuma giderdi.Semra ve Gülay ile çiftenin(top)ipe bağlanmış tetiğini çekmek için kavga ederdik.Teşekkürler bize bu duyguyu yaşattığın içn.
Aydın KULAK
[ 26 Ağustos 2009, 16:43 ]
Sevgili Fatma,
Ya şu köy yaşamını anlatışın o kadar güzel ki.. Köyün yerel diline hakim oluşun ve edebi kullanışın insanı hemencecik havaya sokuyor. Ellerine sağlık diyorum ve devamını bekliyorum... |
|
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||