| |||||||||||||||
| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
KARADERE KÖYÜ TANITIM VE TARİHÇE
KARADERE KÖYÜ TARİHÇESİ Karadere Köyü Giresun ilinin Görele ilçesinde yer alan ve ilçeye uzaklığı yaklaşık olarak 8 Km. olan, tabiat ananın yeşilin tüm tonlarıyla süslemiş olduğu, güzel ve şirin bir Karadeniz köyüdür. Köyümüz resmi olarak, 18.07.1940 tarihinde köy tüzel kişiliği almıştır.Köy nüfusu yıllar itibarıyla verilen göç nedeniyle gittikçe azalmaktadır. 1997 sayımlarında 275 olan nüfus, 2000 yılında 229'a düşmüştür.2007 yılında yapılan adrese dayalı nüfus sayımına göre ise köyde ikamet eden nüfusumuz iyice azalarak 192 kişiye düşmüştür. 2009 yılında açıklanan son rakamlara göre köyde yaşayan nüfus 101 kadın ve 87 erkek olmak üzere 188 kişidir. Halen dışarıya verilen göç köyün en önemli sorunlarından birisi olarak devam etmektedir. Köyümüzün doğusunda Dedeli köyü, güneydoğusunda İnanca köyü, güneyinde Derekuşçulu köyü ve Çiftlikköy, batısında Şalaklı köyü, kuzeyinde ise Gültepe ve Maksutlu köyleri yer almaktadır. Köyümüzün kuruluş tarihi tam olarak bilinmemektedir. Şu an Gümüşhane iline bağlı bulunan Kürtün ilçesinin Çayırçukur köyünden gelen ve Çepni boyundan olan atalarımızın, Karadere köyüne yerleşim hikayeleri tam olarak bilinmemektedir. Bölgedeki diğer köylerin ve Görele'nin yerleşim tarihini incelediğimizde, Karadere Köyünün kuruluşunun yaklaşık olarak 17/18.yy'da gerçekleştiği sanılmaktadır. Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethinden sonra veya Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleştiğine inanılan bu göçün, o dönemlerdeki tarihsel süreç içerisinde gerek Türkmen-Kürt ve gerekse mezhep çatışmaları nedeniyle sık sık tehcir ve göç olaylarının yaşanmış olmasına ve özellikle bu dönemlerde Karadeniz kıyılarının Türkleştirilmesine önem verilmiş olmasına bağlı olarak geliştiğine inanılmaktadır. Çepniler, Oğuzların yirmidört boyundan birisi olarak bilinmekte ve Anadolu'ya ilk gelen boylardan olduğu tarihçiler tarafından belirtilmektedir.Bu boyun Anadolu'dan önce Türkistan'da yaşadığı bilinmektedir.Yine tarihçilerin belirttiği önemli bir husus olarak, bu boyun Anadolu'nun Türkleştirilmesinde, Karadeniz bölgesinin fethedilmesinde ve iskanlarla güçlendirilmesinde çok etkin bir rol oynadığı vurgulanmaktadır.. Halen köyümüzün muhtarı, 29 Mart 2009 tarihinde yeniden seçilen Sn.Abdulkadir GÜLŞEN'dir. Köy muhtarı olarak, hizmetlerine özverili bir şekilde devam etmekte, köyünü kalkındırmak için devamlı bir çaba ve arayış sergilemektedir. Köyümüzde taşımalı eğitim sistemi uygulanmaktadır.Bu nedenle, 1947 tarihinde yapılan ve 1949 yılından itibaren uzun süre eğitim veren köy okulumuz halen atıl durumda bulunmaktadır. Aşağı yukarı bütün Karadeniz köylerinde olduğu gibi Karadere köyünde de dağınık bir yerleşim vardır.Yaşam bir merkezde toplanmadığından dolayı da köylümüzün sosyal yaşama katılımı son derece azdır. Genelde köy camilerinde kılınan namazlar, teravih namazları, mevlitler, cenaze ve düğünler aracılığıyla köylülerimiz bir araya gelmektedirler. Köyümüzün ana geçim kaynağı fındıktır.Fındık fazla gelir getirmediğinden dolayı hemşerilerimiz ekmek parası kaygısıyla yıllardan beri başka şehirlere göç etmektedir. Köyümüz bu nedenle yurt dışına da göç verdiğinden dolayı pek çok gurbetçi ailemiz vardır. Köyümüzde pek çok sebze ve meyve yetişmesine rağmen, hiç bir aile ciddi olarak fındıktan başka bir ürüne yönelmemektedir.Bu fındık üretiminin kolaycılığından çok, köyümüzün iletişim ve ulaşım sorunlarından kaynaklanmaktadır. Alternatif ürünleri yetiştirmeye istekli ailelerin önündeki en büyük sorun; bu ürünleri nasıl yetiştireceği değil, nasıl pazara ulaştıracağı ve nasıl pazarlayacağıdır. İlçe merkezimiz Görele'nin 8 km. uzaklıkta oluşu modern bir şehir için yakınlık ifade etse de, Karadeniz bölgesi gibi dağlık ve bol yağışlı arazide 8 km.'lik bu mesafe ulaşılmazlığı ifade etmektedir. Yol sorunu; köylümüzün kar, kış, engebe ve yol göçmeleri nedeniyle modern yaşama entegrasyonunu engelleyici bir husus olarak çok büyük önem arz etmektedir. Modern yaşamın nimetlerinden hak ettiği payı alamayan köyümüz, yoğun bir şekilde bunun mücadelesini vermekte, sesini duyurabilmek ve varlığını sürdürebilmek için var gücüyle çabalamaktadır. Köyümüz ismini deresinden aldığı hikaye edilir. Köyün orta yerinden geçen bu dere, büyüklerimizin anlatımlarına göre büyük bir orman yangınından dolayı kararmış ve böylece köyümüzün ismi Karadere olarak anılmaya başlanmıştır. Karadere bizlere doğal güzellikler de bahşetmiştir aynı zamanda. Doğal bir küçük gölet olan ve minyatür bir şelaleyi andıran Dilalu gölü köyümüzün sembollerinden birisidir. Köy gençlerinin yüzmeyi öğrendiği, taklalar attığı ve doyasıya eğlendiği nadide bir güzelliktir burası. Köyümüzde iki cami vardır. Bunlardan ilki 1902 yılında yapılmıştır ve Eski Cami olarak anılır. Diğeri ise Değirmenyanı mevkiine yapılmış olan Yeni Cami'dir. 1916 yılında yapıldığı bilinen bir eski köy değirmeni mevcuttur. Deregözü mahallesini Balat'a bağlayan yaya yolu üzerinde bir taş köprüsü bulunmaktadır. Ayrıca Karadere'nin doğduğu kaynak yeri olarak bilinen Kabalak Gözü ve Karadere Kalesi görülmeye değer doğal güzelliklerimizin olduğu yerlerimizdendir. Köyde devletimizin varlığı adına bir muhtar, bir sağlık ocağı ve görevlisi ile bir cami imamı bulunmaktadır. Halen ulaşım sorunu tam olarak çözülememiştir. Çözüm olarak toprak yollar açılmakta ve bu yolların kış mevsiminde kullanılabilirliği tartışılır hale gelmektedir. Bahar ve yaz mevsiminde bile 4X4 ve benzeri araçlarla ulaşım sağlanabilmekte, kendi özel aracı ile köye ulaşmaya çalışan aileler aracının amortisörlerini yenilemeyi göze almaktadırlar. Köyün nerdeyse her tepesi ayrı bir mahalle olarak isimlendirilmektedir. Başlıca mahallelerimiz; Bekirli, Kahvecili, Kodalaklı, Kulaklı, Deregözü ve Kurtgil mahalleleridir. Günümüzde köyde yaşayan ve bilinen sülaleler aşağıda olduğu gibidir; 1-Azapoğulları, 2-Alaoğulları (Ala), 3-Ali Kahyalılar (Durkayalar), 4-Düdükçüoğulları(Cındık - Tüfekçi), 5-Fış Oğulları (Demir), 6-Kahvecioğulları (Kahveci), 7-Kodalakoğulları (Kodalak-Ünal), 8-Kellenoğulları (Gülşen), 9-Keloğulları (Ergül - Gülsoy), 10-Köneçoğulları (Köneç), 11-Kulakoğulları (Kulak-Kulakaç), 12-Kurtoğulları (Dural), 13-Tıngıroğulları (Çolak), 14-Topçuoğulları(Keçeci), 15-Haliloğulları (Halluları-Köksal), 16-Ayvazoğulları ( Dandin). Köyümüz Muhtarları : Emin Cındık (Düdükçüoğlu), Mehmet Azapoğlu, İlyas Kulak, Arif Ünal, Yunus Kulakaç, Osman Kulak(HocanınOsman) Kadem Çolak, Ali Cındık, Kazım Kulak, Seyid Kahveci, M.Ali Kulakaç, A. Kadir Gülşen (Bu bir taslak çalışmadır.Bu çalışmaya katkıda bulunmak isteyenler sitemize mail atarak, daha iyi bir metin oluşturmamıza destek verebilirler)
Pek varlıklı bir ailenin olmadığı köyümüzün insanları karnını doyuracak bir iş yada bir devlet memurluğu bulduğunda hayatını kurtarmış olmanın mutluluğunu hissetmektedir. Köyümüz Birinci Dünya Savaşı'nda Rus zulmüne uğramış köylerdendir. Köyümüzün gençleri işgal güçleri tarafından toplanmış ve Maksutlu Köyü'ndeki Dikmetaş mevkiinde, çevre köylerin gençleri ile birlikte kurşuna dizilmiştir. Dikmetaş Katliamı olarak bilinen bu olay Görele ve bağlısı köylerin acısını yüreklerinde hissettikleri en talihsiz olaylardandır ve asla unutulmayacaktır. Yalnızca köyümüzün değil, aynı zamanda Görele'nin de efsane isimlerinden olan Halil Kodalak (Karaman) gibi bir yiğide sahip olmanın onurunu taşımaktadır Karadere. O Kodalak Ağa ki, Rus işgal güçleri ile mücadele etmiş, çetesi ile işgal kuvvetlerinin yüreğini ağzına getirmiştir. Bu koca yürekli adam aynı zamanda muhteşem bir kemençe üstadı ve ince ruhlu bir sanatçı olmayı başarmıştır. Ölümü üzerinden yıllar geçmiş olsa bile, gerek yetiştirdiği yeni efsaneler ve gerekse adını yaşatan türküler efsunlu bir hikayeyi hala kulaklarımıza fısıldamaktadır. Görele'nin milli kahramanlarından birisidir o ve daha nice yıllar ismi gururla, onurla yadedilecektir. Köyümüz de her yiğit Anadolu köyü gibi Kurtuluş Savaşımıza gönülden destek vermiştir. Milli Mücadeleye katılarak, İstiklal Madalyası sahibi olmuş isimlerimiz; Hasan oğlu Mustafa Gülşen (1890-1983) ve Durmuş oğlu Ali Kodalak (1901-1994)'tır. Bu şanlı isimlere gönülden şükranlarımızı sunuyor ve saygıyla anıyoruz. Köyümüzün bir diğer tanınmış siması ise herkesin gönlünde “İllas Emmi” diye yer etmiş olan İlyas Hoca'dır. Gerek kendi köyünün ve gerekse çevre köylerin temel din eğitimi almalarına, iyi ahlaklı ve dürüst yetişmelerine kılavuzluk etmiş, kendisini dinine adamış ve acı günlerin mütevazi dostu olarak, bilge bir din alimi hüviyeti kazanmıştır. Karadere ve çevre köylerde; mevlitlerin, cenazelerin, ilahili düğünlerin ve hatim indirmelerin gönül sorumluluğunu kabul etmiş, köylülerinin namaza yönelmeleri hususunda örnek sorumluluklar alarak kılavuzluk yapmıştır. 2000 yılında kaybetmiş olduğumuz İllas Emmimiz pek çok insanın gönülden sevdiği ve unutamadığı bir büyüğümüz olmuş ve geleceğin faziletli insanlarla kurulabilmesi için üstüne düşen görevi fazlasıyla başarmış olmanın onuruyla bayrağı yeni nesillere devretmiştir. Topal Hoca lakabıyla tanınmış olan Mehmet Ali Hocamız ise (Mehmet Ali Kulakaç) eğitim alanında hem kendi köyüne hemde çevre köylere emek vermiş, gönül insanı olmayı başardığı gibi; zamanı geldiğinde idari sorumluluğu da alarak, bir muhtarın en başta yapması gerekenleri yapmış ve köyde ilkleri başarmıştır. Karşısındaki her insana gönül sesiyle yaklaşan hocamızın Karadere için yeri ve anlamı bir başkadır. Yetiştirmiş olduğu pek çok köylümüz onun bilgi ve kılavuzluğu ile cehaletin sınırlarını aşmış, meslek ve kariyer sahibi olmuştur. Yunus Kulakaç ise yeni alfabenin köyümüze ve çevre köylere öğretilmesinde yoğun emek harcamış bir büyüğümüz olarak gönül sayfamızda yerini almıştır. Gurbetteki hemşerilerimizi bir amaç ve ülkü etrafında toplayarak, şimdiki Karadere Köy Derneğinin kurulmasına ve hemşerilik kültürümüzün yozlaşmasının önlenmesine öncülük etmiş bir başka gönül dostumuz ise adını rahmetle andığımız Mithat Kulakaç'tır. Aslında köyümüze yoğun emeği geçmiş daha pek çok isimsiz kahramanlarımız olduğunu bilmekteyiz. Yoğun ekmek kavgasının pek çok yere savurduğu hemşerilerimizle tam bir iletişim sağlayamamış olmanın vermiş olduğu eksiklik nedeniyle burada isimlerini zikredemiyor olmanın derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Umuyor ve diliyoruz ki, yakın bir gelecekte Karaderenin isimsiz gönül dostlarının keşfinde daha büyük başarılar elde edeceğiz. Sevgili köyümüz Karadere, her ne kadar yalnızlığa terkedilmiş gözükse de hepimizin içli bir sevda şarkısı gibi gönlüne doladığı derin bir sevdadır aslında. Uzun yıllardır var olma mücadelesini tüm yokluk ve çaresizliklere karşın sürdüren sevgili köyümüz, umut ediyor ve diliyoruz ki, çok yakın bir gelecekte kendisini ilkelliğe hapseden prangaları bir bir parçalayarak, aydınlık ve modern bir köy olmayı başaracak ve çevresindekilere örnek olarak gösterilecektir. Köyümüzün aydınlık yarınları için var gücüyle mücadele eden tüm Karadere Sevdalılarına yürekten selam olsun diyoruz. (Bu yazı Aydın KULAK tarafından kaleme alınmıştır. Bu yazı ile ilgili olarak değişmesini yada ilave edilmesini istediğiniz hususları lütfen kulakaydin@hotmail.com adresine bildiriniz.)
Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır. zihni kulakaç
[ 25 Temmuz 2010, 12:10 ]
Değerli yorumunuz için teşekkürler Zihni Bey,
Evet, bizim köyün tarihçesi sizin oralara kadar varıyor ve aslında ben de oraları merak ediyorum. Kimiz, nerden geldik gibi sorulara hep cevap arıyoruz. Bizim köyde kulak ve kulakaç fazlasıyla var. Bu soy adının kaynağı da ayrıca merak konusu. neden kulak? Başkaca bir anlamı var mı? Neyse Zihni Bey, bu site bizim köyün sitesi ama ben köy tarihi hakkında fazla bilgili değilim. Sadece derleme yapmaya çalıştım. Eğer, www.karaderekoyder.com sitesinin ziyaretçi defterinden dernekçilere seslenebilirseniz ( o site de bizim köyün) bir muhatap bulabilirsiniz. Yinede yardımcı olabileceğim birşeyler olursa, elimden geleni yaparım. Tekrar sevgi ve selamlarımla diyorum. Aydın Kulak “bu yazının muhatabı galiba bu sayfa ilgili sitenizede girdim bu konuyla alakalı bir başlık bulamadım. Siz istediğiniz sayfaya taşıyın.” İlgi ve alakanıza teşekkürler. Çayırçukur'un kuruluşu 1750'li yıllara kadar dayanmaktadır. Karadeniz sahilinde yaşayan insanların mayıs ayında yaylaya göç ederken konakladıkları ve sonbaharda yayladan yurtlarına geri dönerken güzlek olarak kullandıkları bu coğrafyanın köy olarak yerleşime açılması seferberlik yıllarından sonra olmuştur. Karadeniz sahilinde ortaya çıkan sıtma hastalığından sonra insanlar Çayırçukur'da 12 ay ikamet etmeye başlamıştır. ÇAYIRÇUKUR'A İLK YERLEŞEN SÜLALELER: Alişoğulları, Cemiloğulları, Tokoğulları, Boncukcuoğulları, Feşeloğulları, Dalkaroğulları Çayırçukur'a ilk yerleşen sülalelerdir. Yukarıdaki sülaleler bir süre sonra köydeki arazilerini aşağıdaki sülalelere satarak Görele'ye geri dönmüşlerdir.1750 li yıllardan sonra Görele'den gelerek yerleşen aşağıdaki sülaleler bu günkü nüfusun temelini oluşturmuşlardır. Bu sülaleler: İlikoğulları, Bıdıkcıoğulları ,Piltenoğulları ,Çolakoğulları, Kerimoğulları, Cakoğulları, Miciroğulları, Mollahasanoğulları ,Bektaşoğulları, Hacıhsanogulları, Ömeroğulları. Soyadı kulakaç olan sülalenin çayırçukura sonradan gelmiş olup bilahare bu bölgede yer tutmuştur. Kulakaç’ların sülale ismi kavlak oğludur. Tarihçesi ise şu şekildedir: kavlak oğlu Mehmet aslen Osmanlı askerinde uç beyi olup Osmanlı askeriyesinde uzun zaman görev yapmıştır. ordudan emekli olup çayırçukura geldiğinde çayırçukur köyü kurulmuş yaklaşık olarak bu günkü şeklini almıştır. Ordudan emekli olmuş ama halen bekâr ve dinç birisidir. Çayırçukura gelip orada yaşamaya karar verdiğinde çolaklı sülalesinden bir kız alıp köye yerleşmiştir. Bu evlilikten dokuz oğlu olmuş kız sayısı bilinmemektedir. O tarihe kadar bu yörenin iklimi sıcak ve kar yağmamaktadır. Bir sonbahar mevsiminde kalkıp çevreye baktığında kar yağmış her yan bem beyaz olmuştur. Zaten iyice yaşlanmış olup gözleri yaşlılıktan zor gören kavlakoğlu Mehmet dokuz oğlu’nu toplar ve onlara vasiyette bulunur “oğlum buralarda bu saatten sonra yaşanmaz kış geldi insan hayatını zorlaştırır. Bu güzden gidin buralardan uzaklaşın çocukların dokuzu birden çayırçukurdan ayrılır…… zihni kulakaç
[ 22 Temmuz 2010, 22:18 ]
ağzınıza yüreğinize sağlık, güzel ve akıcı. bu köyü tanımama rağmen tanımış kadar oldum.ben gümüşhane ili kürtün ilçesi çayırçukur köyünden Zihni KULAKAÇ .Bu yazıyı yazan arkadaş veya kara dere köyünün tarihçesini iyi bilen başka bir arkadaşla irtibata geçmek istiyorum. yukarda görülen msn bana ait.... herkesin olduğuı yerlere selamlar.
yüksel kulak
[ 04 Mayıs 2009, 10:49 ]
en son gittiğimde derenin içinde çöp yığınları olduğunu gördüm.eğer böyle devam ederse ilerde büyük bir sorunumuz olur.köylülerimize ve muhtarımıza bu konuda biraz hassas olmalarını eğer mümkünse köye çöp arabası çıkmasını sağlamalarını tavsiye edeceğim.
|
|
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||